Bazen gerçekten her şeyi yarım mı bırakmak gerekir?

Her şeyden uzaklaşmak, yalnızlığın sesini dinlemek mi gerekir?

Bu kez ne yapmalıydım kalbimin sesini dinleyip ona güvenerek her şeyle savaşmalı mı yoksa bu dünyada kalıp ölümden mi kaçmalıydım?

Her şey aynı anda hem bu kadar mantıklı hem de bu kadar mantıksız gelebilir miydi bir insana? Hayatım boyunca ben buna alışmıştım yani kaçmaya. Ölümden sadece kaçmayı başarabilecek kadar zeki olanlar kurtuluyordu. Dünya eskisi gibi değildi. En azından duyduklarımıza göre çok değişmişti çünkü biz dedelerimizin anlattığı gibi bir dünyada yaşamıyorduk.

Her şey yine kaçmaya çalışırken hislerime yenik düşmemle başlamıştı. Onun hayatını kurtarmıştım. Keşke kurtarmasaydım çünkü gerçekleri öğrenmemiş olurdum. Bize yaptıklarını bilmeden geldiğim yerde gelip giderdim ama artık her şey olmuştu, önümde iki seçenek vardı ya ona inanıp herkesi buradan kurtaracak ya da burada herkesle birlikte ölene kadar kaçacaktım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.