İnsan çoğu zaman hislerinin tercümanı olamıyor maalesef. Hal böyle olunca da sözler yürekte sıkışıyor, daha sonra kelimeler, ummadık kişiye, olmadık anda çatlayan sabırdan akmaya başlıyor. Yanardağın içeride sıkışan gazlar sebebiyle lavları akıtması misali. Burada yazmak bilinçli bir özgürleşme yöntemi olarak devreye giriyor. Psikolojide terapi yöntemlerinde de kullanılan yazı tekniği ile dertler, söylenmek istenenler bir nebze söylenmiş, sabır taşı çatlamadan kelimeler yürekten dışarı akıtılmış oluyor. Bazı tekniklerde yazdıktan sonra yazılan kağıdı yakmak, söylemek istediklerini söylemek istediğin kişiye mektup şeklinde azmak ve gönderdiğini hayal etmek gibi farklı metotlar da ilave ediliyor. Ne kadar farklı metotlarla süslense de bu çalışmanın belkemiğini yazmak oluşturmuş oluyor. Ben bazen söylemek istediklerimi yazarım, bazen kendime söyleyeceklerimi, bazen hatırlamam gerekenleri. Eğer yazmazsam bir anda basit bir şeye ani tepki verebilip sonrasında da pişman olduğum oluyor. Ama büyüklerimizin de söylediği gibi söz ağızdan çıkınca sen sözünün kölesi olabiliyorsun. Yada hatırlamam gereken hatıraları unutma fikri de beni hüzünlendirebiliyor. Ulaşmam gereken bir bilgiyi kaybetmekte beni üzen durumlardan diyebilirim. Bundandır ki defterlerime önem verir, hangi deftere hangi konuları yazdığımı hatırlamaya çalışırım. İşte burada defterler önem kazanıyor. Bilgisayara yazı yazmak şimdilerde kullandığım bir yöntem olsa da defterin yerini tuttuğunu düşünmüyorum. Bazı defterlerin o gizemli havası yazma fiilini zenginleştirdiği gibi ne yazdığımı da hatırlamama yardım ediyor. Nede olsa insan farklı olan yada değer verdiklerini daha kolay hatırlıyor…

Güzel defterlere güzel hatıralar ve faydalı bilgiler yazmanız ve yazmam dileğiyle…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.