“Fakat içimde öyle bir şeytan var ki… Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş. Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız… “

Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan kitabından, Ömer’den bir alıntı. Bunun üzerine konuşmak istiyorum.

Hepimiz içimizde şeytanlar besliyoruz. Olmak istediğimiz kişi olmamızı engelleyen, bizi istemediğimiz şeylere sürükleyen, ezikleyen, diplere çeken bir şeytan. Ağzımızdan çıkan kelimeleri tam çıktığı anda karşımızdaki kişiye yaranır kelimeler haline çeviren, hayır dememizi engelleyen bir şeytan.

Geceleri hiç bir şey yapmamız gerekmiyorken, durup her şeyi düzgünce düşünmeye vaktimiz olduğunda fark ettiğimiz ama görmezden geldiğimiz şeytan.

Ömer günden güne içindeki şeytana daha çok kapılmış bir karakter. Saçma ve anlık hareketleriyle, sözleriyle, sürekli sıkılmış, bunalmış, yorgun ve tembel haliyle sonunda mahvoldu. İçindeki şeytan onu mahvetti.

Hepimiz Ömer’iz. Hepimiz içimizdeki şeytana kapılmış gidiyor, yoruluyor ama bir şey yapmıyoruz. Kendimizi hapsediyoruz. Ruhumuzu büzgülü bir poşete koyup ağzını sıkıca bağlıyor ve içimizdeki şeytanın uzun parmaklı ellerine veriyoruz. Geriye bize ait olmayan karakterlerimiz kalıyor. İçimizdeki şeytanın etkisiyle asıl biz olmayan bizleri dışarıya gösteriyoruz. Gittikçe bu durumdan çıkmak için sarf ettiğimiz çaba da bizi daha derinlere çekiyor.

İçimizdeki şeytandan kurtulamayız. Çünkü o biziz. Bu ucuz ‘içimizdeki şeytan’ uydurmasını bırakıp adam akıllı düşünerek sakince birşeyler yapmalıyız.

Ömer bunu uydurmuştu ve sonunda kendisi harap oldu. Biz de bunu yapıyoruz. Ömer bizi destekliyor. İçimizdeki Şeytan’da bizi destekliyor. Bu gidişle, içimizdeki şeytan daha da büyüyüp bizi sararken biz korkudan titremekten başka bir şey yapamayacağız. Engel olamayacağız. Büzgülü poşetin içindeki hava günün birinde tükenecek ve nefessiz kalacağız.

İçimizdeki Şeytan” ile ilgili yorumlar;

  1. NehirC. dedi ki:

    Merhaba;

    Güzel bir inceleme olmuş, kaleminize sağlık. Fakat hazır içimizdeki “ikinci benlik”ten bahsederken, bu ikinci benliğin istesek bile yok edilemeyeceğini düşünen biri olarak düşüncelerinizi etkileyeceğini dusundugum bir roman önermek istiyorum: Peyami SAFA- Yalnızız.
    .
    Bu iki zıt kitap okunduktan sonra ikinci benlikler hakkındaki yorumunuzu da merak etmiyor değilim. Belki bir inceleme yazısı daha gelir. Ne dersiniz? (ʘᴗʘ✿)

    1. sahra dedi ki:

      Çok teşekkür ederim, en kısa zamanda okumaya çalışıp tekrar geri döneceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.